Çanakkale’den Popcorn olarak gelip, kısa zamanda parlayıp ilk albümlerini Kreş adıyla çıkardılar. Rock müziğe disko havasıyla farklı bir enerji katan Kreş’ten Serkan Ferat (vokal-gitar) ve Emrah Atay’la (davul) ilk albümleri “Zaman Yok”u konuştuk.
Yeni isminize alıştınız mı?Serkan Ferat: Alıştık. Bayağıdır aklımızdaydı zaten. Tabii normal olarak yadırgayanlar var. Ama içerik aynı sonuçta. Aynı müziği yapıyoruz. Neticede Popcorn adını da sevmeyenler vardı.
Albümde dikkat çeken, grubun iki yüzünün olduğu. Hem disko-rock yapıyorsunuz hem gitarları öne alıp farklı bir yola giriyorsunuz. Ne dersiniz?Emrah Atay: Evet doğru. “Zaman Yok”un çalışmaları
Müzikal anlamda üçümüzün de beğenilerinin biraz daha elektronik müziğe doğru kaymaya başladığı zamanlara denk geldi. Rock olan yanımız ise eski günlerimizden; Popcorn’un ilk kurulduğu zamanlardan geliyor.
Disko ile flört ne zamandır sürüyor? Özellikle bir başlangıç noktası var mı?Serkan Ferat: İki senedir bir sound’la iç içeyiz. Disko-rock sevgisi, benim için DFA Records’un sanatçılarını dinlemekle başladı. Mesela LCD Soundsystem, Rapture… Bence çiğlik açısından çok iyiler. Bir rock grubunu çiğ olarak dinlemeyi özlemiştim. O duyguyu 70’lerde bıraktık çünkü. Son iki yıldır beni en çok heyecanlandıran şey, yeni grupların ilk albümleri oldu. Evde dinlediğimiz müzikler gibi canlı bir sound oluşturmak istedik. Diğer yandan da punk-rock’tan kopamayız. Tavır için bu önemli. Bu arada albüme aldığımız tepkiler çok güzel. Bir beklenti vardı. Bunun karşılamak bizim için çok keyifli.
Kreş’in temelinde punk-rock var, diyebilir miyiz?Serkan Ferat: Temelde net bir şey ya da sınırlar yok. Çok şeyden etkilendik.
Emrah Atay: DJ müziği bizi çok etkiledi. Açıkçası 2 sene evveline kadar pek haz etmediğim bir şeydi. Ama Erol Alkan’ı dinleyicince işler değişti. Çanakkale’den bu yana beraber yaşıyoruz. Üçümüz de hayatımızı aynı evde geçirdiğimiz için yeni müzikleri birlikte keşfediyoruz. Bu da gruba yansıyor.
Serkan Ferat: Son dönemde elektro-rock çalan indie DJ’lerin sayısı artmaya başladı. Çanakkale’de sahneye çıktığımız dönemlerde de cover yaptığımız bir şarkıyı hiçbir zaman bire bir çalmazdık. DJ seti gibi çalmayı seviyorduk. Bu da bir rock grubunun ve onu izleyenlerin sınırları biraz zorlaması anlamına geliyor.