| Favorilere Ekle | Sitene Ekle | İletişim |

Magazinde Web Dizini

  ANA SAYFA
  Magazin 
  Dedikodu 
  Moda 
  Sağlık 
  Aşk 
  Cinsellik 
  Kültür & Sanat 
  Playboys 
  Diyet 
  Sosyete Kadın 
  Hollywood 
  Son Dakika 
  Müzik 
  Tatil 
  Güzellik Salonu 
  Sosyete Mekanı 
gkn.movenext Loop %>




Çok Okunanlar

 



Bir genç kadından cesur bir değerlendirme

Güzin Abla 

email : guzinabla@hurriyet.com.tr



16.04.2007
Bazılarını rahatsız edecek olsa da, bu cesur satırları bugün sizlerle paylaşmak istedim. Evet belki bu genç kadın yurtdışında yaşıyor, ama ülkemizi ve olayları yakından izliyor. Özellikle de toplumun yapısını gazeteler ve köşemdeki mektuplardan değerlendiriyor. Sanırım uzaktan bizi değerlendirmek çok daha kolay olmalı.

Güzin Ablacığım,

Onca işimin arasında oturdum, hırsımdan 3 sayfa yazdım sana. Okuduğum haberlerden, duyduğum hikáyelerden sonra bir sen kaldın, bir de birkaç yazar daha kadınlığı anlayacak. Sen de tercüman ol bana ve kadına değer veren herkese.

Beni sana yazmaya zorlayan konu, bazı okurlarının ortaçağdan kalma düşünceleri. Hem de bunlar hep iyi eğitim görmüş insanlar. Herkes kendi dünyasında istediği gibi düşünebilir, istediği gibi yaşar. Ama bazılarının kendi yaşam tarzlarını "illa bu doğru" şeklinde empoze etmeye çalışmaları ve bunu da "modern" bir kafa yapısından çıkıyormuş gibi göstermeleri beni son derece rahatsız ediyor.

Dünyanın her neresinde yaşarsa yaşasın, hangi "en iyi" okullara gitmişse gitmiş olsun, kadını bekaretiyle ölçen bu düşünce beni sadece bireysel anlamda rahatsız etmekten çıktı, artık ülkemle ve ülkem insanıyla ilgili üzüntüye boğmaya başladı. Şu kısacık yaşamımızda paylaşılacak, konuşulacak, zevk alınacak onca şey varken, beyinlerindeki o ünlü zardan kurtulamamış insanların, neden böylesine mutsuz ve dolayısıyla işlerinde başarısız, aile ortamında huzursuz olduklarını düşündükçe, kahroluyorum.

Ben ABD'de yaşıyorum. Türkiye'mde iki üniversiteden aldığım iyi derecelerden sonra şimdi de burada hukuk okuyorum. Yakın çevremde en az benim kadar başarılı Türk insanları tanıyorum. İçlerinde "Oğlan çocuğumu 3 yaşından sonra çıplak görmem, haramdır", "Kiliseye merak ya da arkadaş tavsiyesi ile bile gidersen cehennemde yanarsın", "Burada yozlaşmamak lazım, bekaret önemli" diyenler öyle çok ki! Burada okumaları, burada yaşamaları onları eğitimli insanlar yapmıyor ve değişik düşüncelere açmıyor.

KİM KOYMUŞ BU KURALLARI

Bekareti kaybolan kadının namusu, namusu kaybolan kadının yaşamı bitmiş demektir. Oysa bu, yaşadıkları toplumda "çok bilmiş", kendinden asla emin olmayan, güvensiz, ama bir şekilde para ve güç sahibi insanların koyduğu bir kuraldır. Çünkü bu şekilde altlarındaki halkı "yönetmeleri' daha kolaydır. Onlar erkekleri yönetirler, erkekler kadınları, kadınlar da çocukları... Koydukları kuralların hiçbir mantıksal açıklaması yoktur. Biz de namus, gurur diyerek bunu kuşaktan kuşağa aktarır, hem kendimizi ve sevdiklerimizi kandırır, hem mutsuzluğumuzla ama namusumuzla avunur, hem de o "kural-koyucular"ın ekmeğine yağ süreriz. Kimse de, tüm eğitimine ve zekasına rağmen, çıkıp da kim koymuş bu kuralı, mantığı nedir, demeye cesaret etmez, edemez. Çünkü zordur cesur olmak...

Kim koyar bu kuralları? Senden benden daha mı çok bilgilidirler? Daha mı namuslu, gururlu, kişilik sahibidirler? Sevginin onlara neler yaptırabileceğinin, bir başkasından da olsa bir çocuğu sevmenin, ona sevgiyi öğretmenin, iyi yetenekli, dürüst ve akıllı bir kadının kocasını nasıl mutlu edebileceğinin, nasıl ailesine ve ulusuna verimli evlatlar yetiştirebileceğinin ve bu kadının düşüncesiz, art niyetli, yeteneksiz, umursamaz ama diyelim ki "bakire" bir kadından binlerce kat daha değerli olabileceğinin hesabını yapabilirler mi?

Nasıl olur da, ameliyatlarda, doğumlarda ve pek çok tıbbi müdahalede binlerce insan parçası çöpe atılır da, insanın hiçbir parçası, bu zar kadar değerli olmaz? Annelerimizin ödü kopar kızlarının bekareti gidecek, "koca" bulamayacak diye. En mutlu olmamız gereken düğünümüzde eğlenemeyiz, bu gece canım yanacak mı, acaba ne olacak diye korkudan. Bir de çarşaflarımız vardır bizim; nasıl "temiz, saf ve el değmemiş" olduğumuzu göstermek için. Üstelik kaybetmişsek o illet zarı bir yerlerde, ne telli duvaklı gelin gitmeye layığızdır, ne de saygıya yeni gelin olduğumuz evde, tabii eğer bir ev bulabilmişsek gelin gidecek.

TÜRKİYE'DEN AYRILMAM MI GEREKİYORDU

Ben bekaretimi annem babam istediği için, evliliğim için beklettim. Elbet bir bildikleri vardır, dedim. Şimdi anlıyorum ki, onlar da kendi anne babalarının bir bildikleri vardır, diye düşünmüşler. Şimdi beni, ellerime eli değen erkeklerin parmak izleriyle, ya da nüfus cüzdanımdaki "bakire", "dul", "evli" etiketleriyle değerlendirmeyen ve bana insan olduğum için değer veren bir toplumda yaşıyorum. Bunu yaşamak için Türkiyeden ayrılmam gerekiyormuş, annemi, babamı, canımdan çok sevdiğim arkadaşlarımı görmemem, seslerini bayramdan bayrama duymam gerekiyormuş. Beynim eğitime açık gelmiştim buraya, hayatı öğrenirken aynı zamanda eğitim de almak istemiştim. Sonra eşimle tanıştım. Evlendiğimiz ana kadar benim bakire olup olmadığımı bilmiyordu; sormadı bile. Bizimki sevgi, karşılıklı saygıydı çünkü.

Güzin Abla, işin zor. Ama lütfen bu kuralları koyanların o güzel, kendini yetiştirmiş, eşlerine, ailelerine ve ülkelerine büyük mutluluklar verebilecek, iyi çocuklar yetiştirebilecek, yürekleri sevgi ve yaşama sevinciyle dolu çiçeklere zarar vermemeleri için elinden geleni yap. Anlat okurlarına ki, hayatlar sönmesin. Bırakın insanlar hayatı dilediklerince yaşasınlar!

Rumuz: İzmirli
 
 
 

Ekonomi Köşesi

» Ekonomi Sözlüğü

» Forex Hakkında

» Teknik Analiz

» Borsa Sözlüğü

» Enflasyon Nedir

» Dünya Ekonomisi






Polisin Saraç imzalı kıyafeti
Cengiz  Semercioğlu
Karadeniz gecesi
Cenker Tezel
Bir genç kadından cesur bir değerlendirme
Güzin Abla 

  Link Köşesi

» Mankenler

» Ekonomi

» Videolar

» Sibel Kekilli

» Pınar Altuğ


 
     Alan Adı TOPlist